-Tez

Bediüzzaman Said Nursi ve İşârâtü’l-İ’caz Tefsiri

ÖZET

Bediüzzaman’ın İşârâtü’l-İ’câz adlı tefsirinin en ayırıcı özelliği, tefsirini yazdığı ortamın çok farklı olmasıdır. Savaş şartlarında ve yanında hiçbir kaynak olmadan ağır şartlar altında bu eserini yazmış ve tamamını bitirmesi nasip olmamıştır.

Tefsirine başlamadan nasıl bir Kur’ân tefsiri yazılması gerektiğini izah eder. Bu zamanda ilmi, kabiliyeti sınırlı olan bir ferdin değil, daha az hata yapması muhtemel olan, umumun kabulüne daha çok mazhar olabilecek bir heyetin Kur’ân’a tefsir yazması gerektiği üzerinde durur. Bu tefsiriyle öyle bir heyetin çalışmasına hazırlık yapmış olduğunu belirtir.

Biz bu mütevazi çalışmamızla Bediüzzaman’ın bu tefsirini tanıtmaya, nasıl bir tefsir olduğunu izah etmeye gayret ettik.

Bediüzzaman’ın bu eserinde en çok üzerinde durduğu ve önem verdiği yön, Kur’ân’ın i’câz yönleri üzerinde durmasıdır. Bu zamanda Kur’ân’a yapılan hücumlara karşı Kur’ân’ın i’câzının çelik bir zırh olduğunu belirtir. Yazdığı eserleriyle bu gayeye hizmet ettiğini, bunun kendisinin en büyük ideali olduğunu söyler.

Nazım yönünden sonra üzerinde durduğu diğer önemli meseleler Kur’ân’a hücum yönlerinden biri olan, Kur’ân’daki tekrarların hikmetini ve gayesini izah etmek, Kur’ân’daki tekrarların üzumsuz olmadığını ispat etmektir.

Yine bu tefsirinde huruf-u mukataanın mahiyetini ve önemini değişik yönlerden izah eder.

Eserinin diğer yönü, âyetleri izah ederken zaman zaman cümle yapıları üzerinde durur. Her âyeti kendinden öncesi ve sonrası ile mühim bir irtibatı olduğunu, bunun da Kur’ân’ın önemli bir özelliği olduğunu belirtir.

Kelimeleri lügat yönünden izah ederken en yeni ve orijinal mânâlar seçer, diğer tefsirlerde olmayan özelliklerinden bahsetmeye çalışır.

Bediüzzaman bu tefsirinde fazla olmamakla birlikte fıkhî meseleler üzerinde durur ve kendine mahsus orijinal tespitler yapar. Kelamî ve itikadî meselelere de zaman zaman işaret eder, önemli gördüğü meselelerin izahını yapar.

Bediüzzaman tefsirinde Kur’ân’ın müsbet ilimlere bakışını izah eder, Kur’ân’ın müsbet ilimlere muarız olmadığını, Kur’ân’ın bütün ilimler ihtiva ettiğini ve işaret ettiğini belirtir.

‘’Kur’ân’ın bütün ilimleri anası’’ olduğunu söyler. Diğer bütün eserlerinde de din ilimleri ile fen ilimlerinin beraber olması ve okutulması gereğini belirtir.

Yine eserinde toplumun psikolojik ve sosyolojik yönlerine önem vererek izahlarını bu şekilde yapar.

Tez çalışmasının tamamına erişmek için tıklayınız.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu